Alanya’da yaz sıcakları yaşam alışkanlıklarını değiştiriyor
Antalya’nın Alanya ilçesinde yaz sıcaklıklarının etkisini artırmasıyla birlikte uzmanlardan özellikle yaşlı bireyler için önemli uyarılar geldi.
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) 60+ Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Doç. Dr. Özgür Nalbant, yüksek sıcaklıkların yaşlılarda basit görünen halsizlik ve susuzluktan ciddi sağlık sorunlarına kadar uzanan sonuçlara yol açabileceğini belirtti.
Akdeniz’in yaz mevsiminde alışık olduğu sıcak günlerde Alanya’da yaşamın ritmi de değişiyor.
Sabahın erken saatlerinde sahil boyunca yürüyüş yapanlar serin havanın tadını çıkarırken, öğle saatlerinde güneşin etkisiyle sokaklarda hareketlilik azalıyor.
Ancak uzmanlara göre bu sıcaklık, genç bireylerle ileri yaştaki kişilerin vücudunda aynı etkiyi oluşturmuyor.
Doç. Dr. Nalbant, aşırı sıcakların yaşlı bireylerde sıvı kaybı, tansiyon düşüklüğü ve halsizlikle başlayıp sıcak çarpması, kalp-damar sorunları ve böbrek yetmezliği gibi ciddi tablolara kadar ilerleyebileceğini söyledi.
Yaş ilerledikçe vücudun sıcağa karşı direnci azalıyor
İnsan vücudu, sıcaklık yükseldiğinde terleme ve damarların genişlemesi yoluyla kendini serinletmeye çalışıyor.
Ancak yaş ilerledikçe bu mekanizmaların etkinliği azalabiliyor. Ter bezlerinin daha az çalışması, deri kan dolaşımının yavaşlaması ve kalbin artan dolaşım ihtiyacını karşılamakta zorlanması, yaşlı bireyleri sıcak havalara karşı daha hassas hale getiriyor.
Bunun yanında yaşla birlikte vücuttaki toplam su miktarı azalıyor. Böbreklerin suyu koruma kapasitesinin düşmesi ve susama hissinin zayıflaması da önemli bir risk oluşturuyor.
Bu nedenle yaşlı bireyler, susamadıkları halde sıvı kaybı yaşayabiliyor.
Doç. Dr. Nalbant, “Susamamak, vücudun suya ihtiyacı olmadığı anlamına gelmez” uyarısında bulunarak, özellikle sıcak havalarda su tüketiminin susama hissi beklenmeden gün içine yayılması gerektiğini vurguladı.
Kronik hastalığı bulunan yaşlılar daha dikkatli olmalı
Hipertansiyon, diyabet, kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, Parkinson ve demans gibi kronik rahatsızlıklar sıcak havalarda oluşabilecek riskleri artırabiliyor.
Uzmanlara göre sıcak hava çoğu zaman tek başına bir hastalığa neden olmaktan ziyade mevcut sağlık sorunlarının ağırlaşmasına yol açabiliyor.
Kullanılan bazı ilaçlar da vücudun sıvı dengesini ve terleme mekanizmasını etkileyebiliyor.
Tansiyon ilaçları, idrar söktürücüler, bazı antidepresanlar ve alerji ilaçları bu açıdan dikkat gerektirebiliyor.
Ancak uzmanlar, yaz mevsimi geldiği için ilaçların doktor önerisi olmadan bırakılmaması veya dozlarının değiştirilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
İlaç kullanan yaşlı bireylerin, sıcak havalarda oluşabilecek etkiler konusunda hekimlerinden bilgi alması öneriliyor.
Sıcak çarpması öncesinde vücut sinyal veriyor
Sıcak çarpmasının bir anda ortaya çıktığı düşünülse de vücut çoğu zaman önceden çeşitli uyarılar veriyor.
Sebepsiz halsizlik, aşırı yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, kas krampları, mide bulantısı, dikkat dağınıklığı ve denge kaybı, sıcak etkilenmesinin erken belirtileri arasında gösteriliyor.
Bu belirtiler görüldüğünde kişinin derhal serin bir ortama alınması, dinlendirilmesi ve sıvı desteği sağlanması önem taşıyor.
Belirtilerin ilerlemesi halinde ise vücut sıcaklığının hızla yükselmesi, bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu ve nöbet gibi ciddi tablolar ortaya çıkabiliyor. Bu durumda acil tıbbi yardım gerekiyor.
Yaz sıcaklarında en önemli koruma: Düzenli sıvı tüketimi
Doç. Dr. Nalbant, yaşlı bireylerin yaz aylarında su tüketimini alışkanlık haline getirmesi gerektiğini belirtti.
Su tüketiminin yanı sıra ayran, kefir ve şekersiz kompostolar da sıvı alımına katkı sağlayabiliyor.
Karpuz, kavun, salatalık ve domates gibi su oranı yüksek besinler de sıcak günlerde destekleyici seçenekler arasında yer alıyor.
Buna karşılık aşırı tuzlu yiyecekler, fazla alkol ve yoğun kafein tüketiminin sıvı kaybını artırabileceği belirtiliyor.
Egzersiz bırakılmamalı, sadece zamanı değiştirilmeli
Yaz sıcakları nedeniyle fiziksel aktivitenin tamamen bırakılmaması gerektiğini belirten uzmanlar, egzersiz saatlerinin sıcaklık koşullarına göre düzenlenmesini öneriyor.
Alanya’da yürüyüş yapmak isteyen yaşlı bireylerin sabahın erken saatlerini veya güneşin etkisinin azaldığı akşam saatlerini tercih etmesi gerekiyor.
Öğle saatlerinde yapılan egzersizler ise vücudun ısı yükünü artırabiliyor.
Açık renkli ve hafif kıyafetler giymek, güneşten korunmak ve egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterli miktarda su tüketmek de önem taşıyor.
Doç. Dr. Nalbant, sağlıklı yaşlanmanın hareketten vazgeçmek değil, hareketi doğru zamanda ve güvenli koşullarda planlamak olduğunu ifade etti.
Yaşlıların yaşadığı evler de sıcaklara hazırlanmalı
Sıcak havalardan korunmak için yalnızca dışarıda önlem almak yeterli değil.
Günün önemli bölümünü evde geçiren yaşlı bireylerin yaşam alanlarının da serin tutulması gerekiyor.
Sabah erken saatlerde ve gece serinliğinde pencerelerin açılarak evin havalandırılması, gün içinde ise perdelerin kapalı tutulması öneriliyor.
Klima kullanılan evlerde ortamın aşırı soğutulmaması, sıcaklığın yaklaşık 24-26 derece arasında tutulması tavsiye ediliyor.
Klima bulunmayan evlerde vantilatör hava dolaşımını artırabilirken, ılık duş almak da vücut sıcaklığının düşürülmesine yardımcı olabiliyor.
“Bugün su içtiniz mi?” sorusu hayat kurtarabilir
Doç. Dr. Nalbant, yaşlı bireylerin sıcak havalarda yalnız bırakılmamasının toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Özellikle yalnız yaşayan yaşlıların aileleri, komşuları ve yakınları tarafından düzenli olarak aranması veya ziyaret edilmesi büyük önem taşıyor.
Bazen yalnızca “Bugün su içtiniz mi?” diye sormak, bir yaşlının yaşadığı sağlık sorununu erken fark etmeyi sağlayabiliyor.
Kısa bir telefon, kapı ziyareti veya uzatılan bir bardak su, sıcak hava dalgasının ağır sonuçlarını önlemede önemli bir destek olabiliyor.
Alanya’da yaz sıcaklarının her yıl daha fazla hissedildiği bir dönemde uzmanlar, yaşlı bireylerin sıcak havalara karşı daha bilinçli korunması gerektiğini belirtiyor.
İklim değişikliğiyle birlikte sıcak hava dalgalarının daha sık yaşanabileceğine dikkat çekilirken, yaşlıların sağlığını korumanın yalnızca sağlık çalışanlarının değil, ailelerin ve toplumun ortak sorumluluğu olduğu vurgulanıyor.