HERKESIN BİLDİĞİ BİR SIR
Rivâyet edilir;
Peygamber Efendimizin amcası Hazreti Abbas'a, yeğeni Hz. Muhammedi kastederek sorarlar:
Sen mi büyüksün O mu?
Peygamber Efendimizin amcası Hz. Abbas,
muhteşem bir cevap verir
Ve der ki;
-O benden büyük, ben O''ndan yaşlıyım.
Çocukça, büyük büyük laflar ediyoruz.
Kelime-i Şehâdet, Kelime-i Tevhid gibi.
Eğer tam bir idrak, tam bilinç, tam bir ciddiyet, tam bir iman ve tam bir teslimiyetle bu kelimelerin hakkını verme arayışına girmiyor, giremiyorsak söylediğimiz kelimelerin büyüklüğü oranında, biz küçülüyoruz.
Filistinde küçücük çocukların hayatlarında büyüyen; büyürken o çocukları da büyüten, Doğu Türkistanda esarete muhatab her yaştaki müslümanın kalbinde yeşeren, filizlenen bu kelimeler, bize de tamâmen aynı, benzer veya yakın-yaklaşık hâlleri, durumları yaşatıyorsa; yaşattığı oranda bizi büyütür değilse, küçültür.
Herkes eline sapan alıp sapanla, bir taş atabilir. Fakat zâlimi, devirmek için taşı, Dâvud'un veya Dâvudi bir elin atması gerekir.
Herkes inkılap yapabilir Fakat,Çağdaş Firavunlarin zalim sistemini devirecek inkılabı Hz. Musa'nin yöntemiyle Muhammedi, nebevi bir duruş duyuş soluk nefes zuhur ettirebilir.
Evet, herkes konuşabilir fakat, Nemrudun saltanatını yerle bir eden söz, Hazreti İbrâhimden veya İbrahimi bir kalpten, ibrahimi bir dilden çıkmalıdır.
Herkesin bildiği bir sırdır.
Ruha fâni bir beden elbisesi giydirilmiş, nefs iç düşmanı, belki ruhla eşleştirilmiş ve belki de nefs, ruh güzegâhına yerleştirilmiş; dışta ezeli ve ebedi düşman, şeytan konumlandiırılmış.
Bu ezeli ve ebedi düşmanın şerrinden Allah'ın ihlâslı kulları istisna ve emin kılınmış, (Rabbim bizi de, ezeli ve ebedi düşmanımız şeytanın şerrinden emin ve ihlâslı kullarından eylesin.)
Allahın ruh verip, varlık aleminde var ettiği insanın yoluna; önünden, arkasından, sağından solundan, dört bir yanından çıkan, topyekün yollarına oturup, insanı Rabbinin insana vereceği, Rabbinin insanlara vaadettiği ebedi cennetlerinden- cennetin ebedi nimetinden ve nimetlerinden, ebediyetindeki güzelliklerden etmeye kendini adayan, insanın fani hayatını kulca yaşamasını engellemek isteyen ve var gücüyle bunun için mesai harcayan dış düşmanı şeytanla
insanın İmtihanı, hangimizin daha güzel ameller işleyeceğinin denenerek ortaya çıkarılması için, fani bir alem olan bu dünyada sürüyor..
Beden elbisesini eskitirken, Rabbine yakınlık ve Rabbinden sakınmaktan, Rabbe taat teslimiyetten beslenen ruh, ölümle ebedi sükunet ve rahmete erecek; ebediyyen üzülmemek ve mahzun olmamak için, hem neşede hem yasta, bulduğu her fırsata, Rabbine sığınıp, Rabbine kaçması gerekirken; nefsine uymayı ve şeytanın ardınca gitmeyi seçen, Rabbinin razı olacağı bir hayatın tam tersi bir hayat tarzı yaşamayı tercih eden ve nefsine uyarak yaşarken aslında, bedenini cesede dönüştürüp cesetleştirerek, beden diye bir ceset taşıyan insan için ise, ölüm ebedi bir felaketin başı, başlatıcısı başlangıcı olacak.
Sorarım size; Filistinde-Gazze'de tarafların onayladığı veya zâlimlerin zulümlerini arttırmak için onaylar göründüğü barış anlaşmasına rağmen yaşanan ihlâller, kanımıza dokunmuyorsa;
Bu nasıl barış anlaşması?!!! sorgulamasıyla, anlaşma zalimlere yaptırım uygulanmasına yol açmadığı halde, rahat yenilebilir içilebilyor, her gün, her an işlenen sayısız hak ihlâline, mallara canlara kastedilmesine karşı hiç bir şey olmamış gibi oturulabiliyor, yatılabiliyor uyunabiliyorsa;
değill, Doğu Türkistandaki acımasız zulümlerin önlenmesi için, önleyici hareketin-hareketlerin ortaya çıkışı, zulmu kökünden söküp atmak için bir yaprak kimıldamiyorsa, bu durumu önlemedeki acziyet, ahir zaman insanının beden diye ceset taşıdığının delili değil midir?
Ruhun güzelliklerinin de nefsin çirkinliklerinin de, alabildiğine ahlak veya ahlâksızlık olarak ortaya serildiği, mahremiyetlerin hedef alındığı,
can mal, akıl,nesil emniyetine,akıllara durgunluk verircesine sinsi, akıllarla alay edercesine pervâsız ve aleni kirli ellerin uzandığı dünya sokaklarinda herkesin, hepimizin bildiği bir sır olan mtihanımız sürüyor ...
Ruhumuzu, ruhlarımızı diri kılacak, Rabbimizin razı olacağı bir hayata tüm gücümüzle tutunabilmemiz duasıyla...