İslami Camialarla Birliktelik Stratejileri

Hasan İLHAN

İSLAMİ CAMİALARLA BİRLİKTELİK STRATEJİLERİ

İslami camialarda birliktelik oluşturma fikri ele alındığında, akla ilk olarak İslam tarihinin ilk dönemlerinde yaşanan acı ayrılıklar ve tam anlamıyla sağlanamamış birlik tecrübeleri gelmektedir. Bu nedenle bugün İslami camialar arasındaki birliktelik meselesini konuşurken, öncelikle “birlik” kavramının doğru tanımlanması gerekmektedir.

İslam tarihinin acı gerçeğine bakıldığında, Asr-ı Saadet’in ideal ve duru ikliminden hemen sonra bile tam anlamıyla birliğin sürdürülemediği görülmektedir. Peygamber Efendimiz’in vefatından sonra hilafetin seçimi süreciyle başlayan liderlik tartışmaları, ilk siyasi ayrışmaların kapısını aralamış; Hz. Osman’ın şehit edilmesinin ardından yaşanan Cemel Vakası ve devamındaki gelişmeler, Müslüman toplumun tarihinde derin kırılmalara yol açmıştır. Bu sancılı süreçler, farklı düşünce ve anlayışların zamanla birbirlerini dışlamasına, hatta tekfir etmesine kadar varan ağır sonuçlar doğurmuştur.

Asırlar geçip yapılar, egolar, yorumlar ve çıkarlar çeşitlendikten sonra günümüzde “tek bir çatı altında tam bir birlik” beklemek, bu tarihsel gerçeklik ışığında gerçekçi görünmemektedir. İnsan fıtratında gruplaşma, “biz ve ötekiler” tanımı yapma ve kendi alanını koruma refleksi her zaman var olmuştur. Bu nedenle “Herkesi bir araya getireceğiz, camiayı tek yumruk yapacağız” şeklindeki bir yaklaşım, uygulanabilir bir strateji olmaktan ziyade idealist bir söylem olarak kalabilir.

Ancak buradan hareketle “Nasıl olsa değişmez” deyip herkesin kendi yoluna gitmesi de doğru değildir. Çünkü Müslümanların kalbinde birleşme, kardeşlik ve omuz omuza verme arzusu vardır. Asıl mesele, bu arzuyu gerçekçi ve uygulanabilir bir birliktelik kültürüne dönüştürebilmektir.

1. BİRLİK KAVRAMINI DOĞRU TANIMLAMAK: AYNILEŞMEDEN BİRLEŞMEK

Burada en önemli husus “birlik” kavramının doğru tanımlanmasıdır.

Birlik; herkesin aynı düşünmesi, aynı yöntemi benimsemesi veya tek bir yapı altında birleşmesi şeklinde anlaşılmamalıdır.

Bunun yerine:

“Farklılıklarımızı muhafaza ederek ortak değerler ve ortak meseleler etrafında birlikte iş yapabilme kültürü.”

üzerinden hareket edilmelidir.

Bu yaklaşım, “aynileşmeden birleşmek” olarak ifade edilebilir. Farklı kimlikleri, meşrepleri, yorumları ve yöntemleri tek bir kalıba sokmaya çalışmadan aynı istikamette kalabilmek; teoride zor olmakla birlikte pratikte “ortak fayda ve eylem ortaklığı” prensibiyle mümkündür.

Özetle; aynı istikamette kalmak, herkesin aynı trene binmesi değildir. Farklı trenlerde olsalar bile aynı ray üzerinde, birbirini ezmeden ve aynı menzile doğru yol alabilme iradesini gösterebilmektir.

2. ÖNCE FİKRÎ YAKINLAŞMA, SONRA EYLEM ORTAKLIĞI

İslami camialarla ilişkide ilk adım doğrudan ortak proje yapmak değil, öncelikle birbirini tanımak ve anlamak olmalıdır.

Bunun için;

  • Karşılıklı ziyaretler,
  • İstişare toplantıları,
  • Ortak seminerler,
  • Çalıştaylar,
  • Gençlik buluşmaları,
  • Eğitim programları

düzenlenebilir.

Bu süreç, farklı yapıların birbirlerini rakip veya tehdit olarak görmek yerine, birbirlerinin varlığını tanımasına ve ortak meselelerde güven geliştirmesine katkı sağlayacaktır.

Çünkü ortak eylemin önündeki en büyük engellerden biri, birbirini yeterince tanımamaktan kaynaklanan mesafedir. Fikrî yakınlaşma ve güven oluşmadan kurulacak birliktelikler çoğu zaman tabela, bildiri ve protokol düzeyinde kalabilir.

3. “TABELALARI VE KURUMLARI DEĞİL, DERDİ” MERKEZE ALMAK

Yapıları veya cemaatleri birleştirmeye çalışmak yerine, toplumun ortak kanayan yaralarına odaklanmak daha gerçekçi bir yöntemdir.

Her konuda birlikte hareket etmek mümkün olmayabilir. Ancak ortak meseleler oldukça fazladır.

Örneğin;

  • Ahlak ve değerler eğitimi,
  • Gençlerin korunması ve yetiştirilmesi,
  • Aile,
  • Bağımlılıkla mücadele,
  • Filistin ve Gazze duyarlılığı,
  • Mazlumlara yardım,
  • Eğitim,
  • İhtiyaç sahiplerine destek,
  • İslamofobi ve ayrımcılıkla mücadele,
  • Toplumsal dayanışma

gibi alanlarda ortak çalışma platformları oluşturulabilir.

Burada temel prensip şudur:

Önceliğimiz “kim ne kadar büyüyecek?” değil, “toplumun hangi derdine birlikte çözüm üretebiliriz?” olmalıdır.

4. PROJE BAZLI VE ESNEK BİRLİKTELİKLER

Kalıcı, hantal ve bürokratik “birlik platformları” oluşturmak yerine, belirli bir hedef veya ihtiyaç etrafında bir araya gelerek ortak faaliyetler gerçekleştirmek daha uygulanabilir olabilir.

Bir proje veya faaliyet için farklı camialar güçlerini birleştirebilir; faaliyet tamamlandıktan sonra her yapı kendi kulvarında çalışmalarına devam edebilir.

Bu model;

“Her konuda birlikte olalım”

yerine,

“Ortak olduğumuz konularda birlikte iş yapalım”

anlayışını esas alır.

Böylece birliktelik, sürekli toplantılar yapan bir yapı olmaktan çıkar; sahada karşılığı olan bir işbirliği modeline dönüşür.

5. YERELDEN BAŞLAMALI

Ulusal düzeyde büyük birliktelikler hedeflemek yerine, birliktelik kültürünün öncelikle yerelde geliştirilmesi daha sağlıklı olabilir.

“Birlik önce yerelde ortak iş yapma kültürüyle başlamalıdır.”

Örneğin bir il veya ilçede 3-5 farklı İslami kuruluşun bir araya gelerek yılda birkaç ortak faaliyet gerçekleştirmesi ciddi bir tecrübe oluşturabilir.

Birlikte gerçekleştirilen küçük çalışmalar;

  • güven oluşturur,
  • önyargıları azaltır,
  • ortak çalışma pratiği kazandırır,
  • farklı yapıların imkânlarının tanınmasını sağlar,
  • daha büyük birliktelikler için tecrübe oluşturur.

Başarılı yerel modeller daha sonra bölgesel ve ulusal düzeye taşınabilir.

6. ORTAK PROJE HAVUZU OLUŞTURULMALI

Hareket içerisinde “Ortak Proje Havuzu” oluşturulabilir.

Her teşkilat veya camia bir proje önerisi sunabilir. Ortak görülen projeler, farklı kuruluşların insan kaynağı, bilgi, mekân, finansman ve teşkilat imkânlarının bir araya getirilmesiyle gerçekleştirilebilir.

Bu yaklaşım, birlik söylemini;

“Birlikte konuşmaktan, birlikte iş yapmaya”

dönüştürür.

Aynı zamanda farklı yapıların birbirini rakip olarak görüp aynı işi ayrı ayrı yapması nedeniyle oluşan kaynak ve enerji israfının da önüne geçilebilir.

7. FARKLILIKLARA VE SINIRLARA SAYGI

Birliktelik adına farklı yapıların teolojik, metodolojik veya teşkilat anlayışlarını ortadan kaldırmaya çalışmak doğru değildir.

Farklılıklar bir tehdit olarak değil, İslami düşünce ve hareketlilik içerisindeki kaçınılmaz çeşitlilik olarak görülmelidir.

Birliktelik;

  • farklılıkları yok etmek,
  • tek tip düşünce oluşturmak,
  • herkesin aynı yöntemi benimsemesini istemek

değil;

farklılıklarla birlikte ortak fayda üretebilme ahlakıdır.

Bu noktada karşılıklı saygı, güven, samimiyet ve kardeşlik hukukunun korunması temel şarttır.

8. ORTAK İSTİKAMET VE ÇALIŞMA KÜLTÜRÜ

İslami camialarla birliktelik meselesinin daha üst bir stratejik çerçeveye oturtulması gerektiği kanaatindeyim.

Bu nedenle önümüzdeki dönem için şu başlık bir “stratejik çatı” olarak belirlenebilir:

“Önümüzdeki Dönem İçin Ortak İstikamet ve Çalışma Kültürü”

Bu çatının altında beş temel ilke belirlenebilir:

1. İlke: Değerlerimizde netlik.
Neye inandığımızı, hangi temel değerleri savunduğumuzu ve hangi ilkelerden taviz vermeyeceğimizi açık biçimde ortaya koymak.

2. İstikamet: Güncel olaylarda savrulmayan duruş.
Gündemin ve konjonktürün etkisiyle temel ilkelerimizden uzaklaşmadan, olaylara kendi değerlerimiz üzerinden bakabilmek.

3. Teşkilat: Planlı, ölçülebilir ve disiplinli çalışma.
İyi niyetin tek başına yeterli olmadığı bilinciyle çalışmalarımızı planlamak, uygulamak, ölçmek ve değerlendirmek.

4. Birliktelik: Farklılıkları çatışmaya değil işbirliğine dönüştürme.
Farklılıkları bir ayrışma ve rekabet sebebi olmaktan çıkararak ortak meselelerde güç birliğine dönüştürmek.

5. İnsan: Bütün çalışmaların merkezine insan yetiştirmeyi koymak.
Teşkilatların, projelerin ve faaliyetlerin nihai hedefinin yalnızca faaliyet yapmak değil; ahlaklı, bilinçli, sorumluluk sahibi ve topluma değer katacak insanlar yetiştirmek olduğunu unutmamak.

SONUÇ

Bugün ihtiyacımız olan şey, bütün İslami camiaların tek bir yapı altında toplanması değil; aynileşmeden birleşebilme, farklılıkları muhafaza ederek ortak meselelerde birlikte hareket edebilme kültürünü geliştirmektir.

Gazze gibi vicdanın ve inancın ortak merkezinde duran bir meselede bile eylemsel birlik kurulamıyorsa, yalnızca ortak bildiriler yayınlamak veya logoları yan yana getirmek yeterli değildir. Birliktelik, masada imza atmaktan sahada omuz omuza vermeye taşınmalıdır.

Bu nedenle hedefimiz;

tek çatı değil ortak istikamet,
tek tiplik değil ortak değer,
sürekli toplantı değil ortak eylem,
rekabet değil tamamlayıcılık,
tabela birlikteliği değil kardeşlik ve dayanışma

olmalıdır.

Asıl başarı, herkesin bizim gibi düşünmesi değil; farklı düşünen ve farklı yöntemlerle çalışan insanların aynı değerler ve ortak meseleler etrafında birbirini dışlamadan, birbirinin alanına müdahale etmeden ve birbirinin gücünü tamamlayarak birlikte iş yapabilmesidir.

Böyle bir birliktelik kültürü önce yerelde, küçük ve somut ortak çalışmalarla başlayabilir; güven ve tecrübe arttıkça bölgesel ve ulusal ölçekte daha güçlü bir işbirliği modeline dönüşebilir.

Kısacası: Birlik, aynılaşmak değil; farklılıklarımızla birlikte aynı istikamete yürüyebilme ahlakıdır.

Hasan İlhan/ALANYA