Antalya iş dünyasının gündeminde ekonomi ve öngörülebilirlik var
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın ağustos ayı olağan meclis toplantısında, kent ve Türkiye ekonomisinin geleceğine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı.
ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, enflasyondan sanayileşmeye, turizmden COP31 hazırlıklarına kadar birçok başlıkta iş dünyasının beklentilerini ve karşı karşıya olduğu sorunları değerlendirdi.
ATSO Meclis Salonu’nda, Meclis Başkanı Ahmet Öztürk’ün başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda Hacısüleyman, işletmelerin yatırım, üretim ve istihdam kararlarını sağlıklı şekilde alabilmesi için ekonomik belirsizliğin azaltılması gerektiğini vurguladı.
“İş dünyasının en büyük ihtiyacı öngörülebilirlik”
Ekonominin temel gündemlerinden biri olan enflasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hacısüleyman, yıllık enflasyonun yüzde 31,75, üretici fiyat endeksinin ise yaklaşık yüzde 27 seviyesinde olduğunu belirtti.
Küresel gelişmeler ve bölgedeki savaşların ekonomik hedefler üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Hacısüleyman, özellikle döviz kuru ile işletmelerin artan maliyetleri arasındaki farkın ihracatçıların rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti.
Hacısüleyman, işletmelerin ekonomik koşullar zor olsa dahi önlerini görebilmeleri halinde gerekli tedbirleri alabileceğini belirterek, “Belirsizliğin azaltılması ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi” çağrısını yineledi.
Sanayide “erken sanayisizleşme” uyarısı
ATSO Başkanı Hacısüleyman’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise Türkiye sanayisinin ekonomideki payının gerilemesi oldu. Türkiye’nin erken sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kalmaması gerektiğini belirten Hacısüleyman, sanayi yatırımlarının uzun vadeli politikalarla desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Fabrika, makine ve teçhizat yatırımlarının yanı sıra uzmanlaşmış iş gücünün de korunması gerektiğini vurgulayan Hacısüleyman, sanayide yaşanabilecek kayıpların hizmet sektöründeki dalgalanmalar kadar kolay telafi edilemeyeceğine işaret etti.
Antalya turizminde sadece turist sayısı yeterli değil
Antalya ekonomisinin lokomotif sektörlerinden turizme de değinen Hacısüleyman, kentteki turizm hareketliliğinin geçen yılın yaklaşık yüzde 6,5 gerisinde olduğunu söyledi.
Turizmin yalnızca gelen ziyaretçi sayısıyla değerlendirilmesinin doğru olmayacağını belirten Hacısüleyman, kişi başı harcama ve toplam turizm gelirinin de başarı ölçütleri arasında yer alması gerektiğini ifade etti.
Antalya’nın turist sayısında hedeflerini yakalamasının tek başına yeterli olmadığını belirten Hacısüleyman, ziyaretçi başına elde edilen gelirin korunmasının da kent ekonomisi açısından kritik olduğunu vurguladı.
Konaklama sektörüne destek çağrısı
Konaklama işletmelerine çalışan başına 3 bin 500 TL SGK prim desteği sağlanmasını olumlu bulduklarını belirten Hacısüleyman, basit konaklama turizm işletme belgesine sahip tesislerin de destek kapsamına alınmasını istedi.
Aynı sektörde faaliyet gösteren işletmelerin benzer maliyetlerle karşı karşıya kaldığını belirten Hacısüleyman, işletmeler arasında teşvik bakımından ayrım oluşmaması gerektiğini savundu.
“COP31 Antalya için bir kıvılcım olmalı”
Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP31’in kent için tarihi bir fırsat olduğunu belirten Hacısüleyman, organizasyonun yalnızca belirli tarihler arasında gerçekleşecek uluslararası bir toplantı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Sıfır atık, temiz enerji, iklime dirençli şehirler, yeşil sanayileşme ve gıda güvenliği gibi başlıkların COP31 sonrasında da Antalya’nın gündeminde kalması gerektiğini ifade eden Hacısüleyman, zirvenin kentte kalıcı bir çevre ve sürdürülebilirlik dönüşümünü başlatmasını istedi.
Antalya’nın yıl boyunca milyonlarca kişiyi ağırlayan büyük bir turizm merkezi olduğuna dikkat çeken Hacısüleyman, su, enerji, atık yönetimi ve doğal kaynakların korunmasının tüm kent için ortak sorumluluk olduğunu belirtti.
Antalya’nın sürdürülebilir turizm hedefi
Hacısüleyman, sürdürülebilir turizm konusunda yürütülen “Antalya Kriterleri” çalışmasına da değindi. Antalya’nın çevre ve turizm alanında dünyaya örnek olabilecek bir model geliştirmesinin hedeflendiğini belirten Hacısüleyman, COP31’in bu dönüşüm açısından önemli bir başlangıç noktası olabileceğini ifade etti.
“Denizlerimizi korumak hepimizin sorumluluğu”
Toplantının çevre başlıklarından biri de Antalya’nın denizleri oldu. Akdeniz’in kent açısından yalnızca turizm değeri değil, gelecek nesillere aktarılması gereken önemli bir doğal miras olduğunu belirten Hacısüleyman, deniz kirliliğinin kaynağında önlenmesi gerektiğini söyledi.
Denize ulaşan atıkların önemli bölümünün dereler ve akarsular aracılığıyla taşındığına dikkat çeken Hacısüleyman, çözümün yalnızca sahillerin temizlenmesinden ibaret olmadığını vurguladı.
“Mavi Akdeniz İnisiyatifi” kapsamında bütüncül bir çevre yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini belirten Hacısüleyman, Antalya’nın doğal değerlerinin korunmasının toplumun tamamının ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.