Dünyanın gözü Antalya’ya çevriliyor: COP31 başlıyor
İklim değişikliğiyle mücadelede dünyanın en önemli uluslararası organizasyonlarından biri olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31), yarın Antalya'da kapılarını açıyor.
Türkiye, tarihinde ilk kez ev sahipliği yapacağı bu büyük organizasyonla 196 ülke ve Avrupa Birliği'nden temsilcileri aynı çatı altında buluşturacak.
Dünyanın iklim politikalarının, çevresel sorumluluklarının ve geleceğe yönelik çözüm arayışlarının ele alınacağı konferans, 12 gün boyunca Antalya'yı uluslararası diplomasinin merkezlerinden biri haline getirecek.
Bugüne kadar 102 ülkeden liderin ve 300'den fazla bakanın katılım bildirdiği organizasyon, yalnızca devletler arası müzakerelerle sınırlı kalmayacak.
İklim değişikliğiyle mücadelede somut projelerin, yeni iş birliklerinin ve uygulamaya dönük çözümlerin de gündeme taşınması hedefleniyor.
Türkiye'nin COP31 için belirlediği temel yaklaşım ise "Uygulama COP'u" olacak.
Diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkeleri üzerine kurulan bu vizyonla, yıllardır uluslararası platformlarda dile getirilen iklim hedeflerinin gerçek hayatta karşılık bulması amaçlanıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ev sahipliğinde Liderler Zirvesi
COP31'in en önemli buluşmalarından biri, 11-12 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek Liderler Zirvesi olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Mavi Bölge'de düzenlenecek zirvede, dünya liderleri iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında ülkelerinin politikalarını, taahhütlerini ve çözüm önerilerini değerlendirecek.
Organizasyona bugüne kadar 102 ülkeden liderin katılım bildirmesi, Antalya'daki buluşmanın uluslararası ölçekteki önemini ortaya koyuyor. Ayrıca 300'den fazla bakanın katılımı bekleniyor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Avrupa Komisyonu, Dünya Bankası, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Uluslararası Enerji Ajansı da lider düzeyinde organizasyonda temsil edilecek.
COP31 Alanı için 160 onaylı pavilyon ve 90 delegasyon ofisi başvurusu alınırken, ülke delegasyonlarıyla birlikte Mavi Bölge'yi yaklaşık 100 bin kişinin ziyaret etmesi öngörülüyor.
Türkiye'nin COP31 hedefi: Söylemden uygulamaya geçiş
Türkiye, COP31 başkanlığını yalnızca uluslararası toplantıların takvimini yöneten teknik bir görev olarak değerlendirmiyor.
Organizasyonun temel hedefi, küresel iklim mücadelesinde ülkeler arasındaki diyaloğu güçlendirmek, ortak sorumluluk anlayışını geliştirmek ve alınan kararların sahada uygulanmasını hızlandırmak.
COP31 Başkanlığı görevini, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum yürütüyor.
Türkiye'nin ortaya koyduğu vizyonda üç temel kavram öne çıkıyor: Diyalog, uzlaşı ve aksiyon.
Bu yaklaşım kapsamında COP31 Başkanı Murat Kurum, Almanya'nın Bonn kentinde 9 Haziran'da düzenlenen İklim Değişikliği Konferansı'nda organizasyonun 10 öncelikli eylem alanını ve 2035 yılına yönelik altı küresel uygulama hedefini kamuoyuyla paylaştı.
COP31 Eylem Gündemi'nde Sıfır Atık, temiz enerji dönüşümü ve elektrifikasyon, gıda güvenliği, iklim dirençli şehirler, İklim Uygulama Köprüsü, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, okyanuslar ve denizler, Rio Sinerjisi ile dinamik ve dayanıklı sağlık sistemleri yer alıyor.
2035 için altı küresel hedef belirlendi
COP31 kapsamında açıklanan altı küresel uygulama hedefi, iklim değişikliğiyle mücadelenin farklı alanlarında ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini amaçlıyor.
Elektrifikasyon başlığında, 2035 yılına kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35'e çıkarılması hedefleniyor. Böylece fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecinin hızlandırılması amaçlanıyor.
Sıfır Atık ve Metan Azaltımı kapsamında dünya genelinde atık üretimindeki artışın 2035'e kadar yarı yarıya azaltılması öngörülüyor.
Dirençli Şehirler ve Binalar hedefinde ise bina sektöründeki enerji kullanım yoğunluğunun en az yüzde 25 düşürülmesi planlanıyor.
Yeşil Sanayileşme başlığı altında üretim ve imalat sektöründe döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15'e çıkarılması hedefleniyor.
Her Alanda Farkındalık kapsamında iklim dirençli tarım uygulamaları ve iklim değişikliğiyle mücadele eğitimlerinin toplumun bütün kesimlerine yayılması amaçlanıyor.
Altıncı hedef olan İklim Uygulama Köprüsü (BRIDGE) ise ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları'nda yer alan hedefleri uygulamaya geçirmelerini destekleyecek.
Mekanizmanın 2035'e kadar yaygınlaştırılmasıyla iklim projelerinin finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve taahhütlerin somut çalışmalara dönüşmesi hedefleniyor.
Antalya'da 1 milyon 100 bin metrekarelik COP31 alanı
Türkiye'nin ev sahipliği için Antalya'da hazırlanan COP31 alanı, organizasyonun büyüklüğünü ortaya koyan en dikkat çekici unsurlardan biri.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen hazırlıklar kapsamında toplam 1 milyon 100 bin metrekarelik alan oluşturuldu.
Bu alanın 527 bin metrekarelik bölümünü Mavi Bölge, 582 bin metrekarelik bölümünü ise Yeşil Bölge oluşturuyor.
İki farklı bölüm, konferansın diplomatik müzakere boyutuyla toplumsal katılım ve uygulama boyutunu birbirinden ayırırken aynı zamanda birbirini tamamlayan bir organizasyon yapısı sunuyor.
Mavi Bölge: Dünyanın iklim müzakerelerinin merkezi
Mavi Bölge, Birleşmiş Milletler yetkisi altında yönetilen resmî müzakere alanı olarak planlandı.
Devlet ve hükümet başkanları, bakanlar, ülke delegasyonları, akredite gözlemciler ve uluslararası kuruluşlar burada bir araya gelecek.
Küresel iklim politikalarının şekillendirileceği bu alanda ülkeler, iklim değişikliğiyle mücadeleye ilişkin kararları müzakere edecek.
Mavi Bölge için ülke delegasyonlarıyla birlikte yaklaşık 100 bin ziyaretçi bekleniyor.
Yeşil Bölge: İklim çözümleri sahaya taşınacak
582 bin metrekarelik Yeşil Bölge ise özel sektörün, akademik dünyanın, sivil toplum kuruluşlarının, gençlerin, teknoloji girişimlerinin ve yenilikçilerin buluşma noktası olacak.
Türkiye, bu alanda iklim müzakerelerinde konuşulan konuların uygulamadaki karşılığını gösterecek.
Sıfır Atık, iklim dirençli şehirler, yeşil enerji ve sürdürülebilir üretim gibi başlıklar çeşitli projelerle ziyaretçilere tanıtılacak.
Yeşil Bölge'yi 1,5 milyon kişinin ziyaret etmesi öngörülüyor. Ayrıca 154 ülkeden 45 binden fazla iklim gönüllüsünün COP31 için akredite olduğu bildiriliyor.
Türkiye'nin iklim projeleri dünya vitrinine çıkacak
COP31'in Yeşil Bölgesi'nde Türkiye'nin çevre ve şehircilik alanındaki projeleri uluslararası katılımcılara tanıtılacak.
Bu kapsamda Sıfır Atık hareketi ve 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından 11 ilde inşa edilen 455 bin iklim dirençli konut, Türkiye'nin öne çıkaracağı çalışmalar arasında bulunuyor.
Yeşil Bölge'de yalnızca projelerin anlatılması değil, uygulamaların ziyaretçiler tarafından yerinde deneyimlenmesi de hedefleniyor.
Yeşil enerjinin kullanımı, atık yönetimi ve gıda tedariki gibi konular 12 tematik başlık altında ele alınacak.
Etkinlik takvimi 9 Kasım'da Gıda, Tarım ve Sağlık temasıyla başlayacak. 10 Kasım'da Enerji ve Ulaştırma, 11 Kasım'da Sıfır Atık, 12 Kasım'da Dayanıklı Şehirler ve Yapılı Çevre başlıkları işlenecek.
13 Kasım'da Finans ve Ticaret, 14 Kasım'da Çocuklar, Gençlik, Eğitim ve Beceriler, 15 Kasım'da Antalya'da Bir Nefes etkinlikleri gerçekleştirilecek.
16 Kasım'da Sanayi, Bilim ve Teknoloji, 17 Kasım'da Okyanus, Denizler, Doğa ve Arazi Kullanımı ile Rio Sinerjisi, 18 Kasım'da İnsani ve Sosyal Kalkınma gündeme gelecek.
19 Kasım'da İmece: Uygulamanın Güçlendirilmesi, 20 Kasım'da ise Mavi Bölge'de Nihai Müzakereler, Yeşil Bölge'de Finansman ve Teşvikler Günü düzenlenecek.
COP31 salonlarında Anadolu'nun izleri yaşatılacak
Antalya'daki organizasyonda salon ve toplantı odalarının isimlendirilmesinde Türkiye'nin tarihî, kültürel ve doğal zenginliklerinden yararlanıldı.
Mavi Bölge'deki en büyük genel kurul salonuna Anadolu adı verildi. Bin 794 kişilik kapasiteye sahip salonda devlet ve hükümet temsilcileri ağırlanacak, önemli müzakereler yürütülecek.
828 kişilik diğer genel kurul salonu ise Akdeniz adını taşıyacak. Ayrıca Antalya Salonu da organizasyon alanında yer alacak.
Basın toplantılarının gerçekleştirileceği salonlardan biri Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin, diğeri ise Türk şair ve mutasavvıf Yunus Emre'nin adını taşıyacak.
Mavi Bölge'deki toplantı odalarında ise Türkiye'nin farklı coğrafyalarını ve tarihî mirasını yansıtan isimler kullanılacak. Selimiye, Evliya Çelebi, Ayder, Göbeklitepe, Topkapı, Kaçkar, Zeugma, Kapadokya, Boğaziçi, Patara, Sümela, Piri Reis, Ağrı Dağı, Van Gölü, Troya, Pamukkale, Efes, Gelibolu ve Uludağ bu isimler arasında bulunuyor.
Yan etkinlik alanlarında da Uzungöl, Likya, Assos, Perge, Ahi Evran, Aşık Veysel ve Hattuşa isimleri kullanılacak.
Yeşil Bölge'nin en büyük salonu Gazze olacak
COP31 alanında dikkat çeken isimlendirmelerden biri de Yeşil Bölge'de gerçekleştirildi. Türkiye'nin Filistin'e yönelik hassasiyetini yansıtmak amacıyla 5 bin kişilik en büyük salona Gazze adı verildi.
Barış, insani dayanışma ve ortak sorumluluk kavramlarıyla ilişkilendirilen Gazze Salonu'nda halka açık farklı etkinlikler düzenlenecek.
Böylece Gazze isminin uluslararası bir organizasyonun mekânsal kimliğinde de yaşatılması amaçlanıyor.
Yeşil Bölge'deki diğer salon ve toplantı odalarına ise Türk ve İslam dünyasının önemli bilim, düşünce, edebiyat ve kültür insanlarının isimleri verildi.
İbn-i Sina, Aziz Sancar, Farabi, Mehmet Akif Ersoy, Hacı Bektaş Veli, Cacabey, Ahmet Yesevi, Afet İnan, Fatma Aliye, Biruni ve Osman Hamdi Bey bu isimler arasında yer aldı.
Sıfır Atık COP31'in organizasyon anlayışına dönüşecek
Türkiye'nin COP31 kapsamında öne çıkardığı Sıfır Atık yaklaşımı, yalnızca konferansın gündem maddelerinden biri olarak değil, organizasyonun işleyişini belirleyen temel unsurlardan biri olarak uygulanacak.
Mavi Bölge'de 10 bin metrekare büyüklüğündeki Zaman Tüneli içerisinde Sıfır Atık Vakfı tarafından Sıfır Atık Müzesi kuruldu.
Yeşil Bölge'de ise çocuklar ve gençler için Sıfır Atık Uygulama ve Atölye Merkezi hazırlandı.
Bu merkezde atıkların azaltılması, ayrıştırılması, yeniden kullanılması ve döngüsel ekonomi süreçleri uygulamalı olarak anlatılacak.
Böylece özellikle genç ziyaretçilerin çevre bilinci konusunda deneyim kazanması hedefleniyor.
Sıfır Atık yaklaşımının konferans alanının dışına taşınması da planlanıyor. Solak Köyü, Demirciler Köyü ve Ormana Köyü, Sıfır Atık Köyü olarak yerli ve yabancı katılımcılara tanıtılacak.
COP31'de sanat, gastronomi ve kültür de buluşacak
Antalya'daki organizasyon yalnızca diplomatik toplantılardan ve teknik değerlendirmelerden oluşmayacak.
COPArt Projesi kapsamında konferans alanının tamamı açık ve kapalı sanat galerisi olarak da kullanılacak.
"Hâlâ Mümkün / Still Possible" temasıyla hayata geçirilecek projede resim, sergi, panel ve açık hava enstalasyonları aracılığıyla iklim değişikliğiyle mücadele konusunda farkındalık oluşturulması amaçlanıyor.
Yeşil Bölge'deki Anadolu Bahçesi ise Hititlerden Friglere, Lidyalılardan Likyalılara, Roma ve Bizans'tan Selçuklu ve Osmanlı'ya uzanan tarihî birikimi ziyaretçilerle buluşturacak.
"7 Bölge 7 Mutfak" yaklaşımıyla Türkiye'nin gastronomi zenginliği de uluslararası katılımcılara tanıtılacak.
Akdeniz, Gaziantep, Kayseri, Sıfır Atık, Türk Dünyası, Konya ve Karadeniz mutfakları organizasyonda yer alacak.
Mavi Bölge'de kurulacak Tropikal Kelebek Bahçesi ise ziyaretçilere doğa, ekosistemler ve biyolojik çeşitlilik konusunda etkileşimli bir deneyim sunacak.
Sürdürülebilir ve engelsiz COP31 hazırlığı
COP31'in organizasyon yapısında çevresel sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik de öncelikli başlıklar arasında bulunuyor. ISO 20121 standartları doğrultusunda gerçekleştirilecek etkinlikte düşük emisyonlu ulaşım, Sıfır Atık uygulamaları, su ve enerji verimliliği ile karbon dengeleme çalışmaları bir arada yürütülecek.
"Kimseyi Geride Bırakmama" ilkesi kapsamında konferans alanında engelli katılımcıların da etkinliklere eşit şekilde erişebilmesi için kapsamlı düzenlemeler yapıldı.
Engelsiz alan tasarımı, erişilebilir yönlendirme sistemleri, 35 işaret dili tercümanı, sesli yönlendirme ve gerçek zamanlı altyazı desteği bu hazırlıkların önemli parçalarını oluşturuyor.
COP31 Antalya'daki yerel üreticilere de katkı sağlayacak
Organizasyonun Antalya ve çevresindeki ekonomik hareketliliğe katkı sunması da hedefleniyor.
COP31 alanında 22 restoran, 85 kiosk ve çeşitli otomatlarla geniş bir yeme-içme altyapısı oluşturuldu.
Yeme-içme alanlarında hizmet verecek markaların tamamı Türk markalarından seçildi. Kullanılacak ürünlerin yüzde 51'inin 80 kilometrelik yarıçap içerisinden temin edilmesi planlanıyor.
Bölgesel ürün kullanım oranının yüzde 70'in, yerel ürün kullanım oranının ise yüzde 90'ın üzerinde olması hedefleniyor.
Bu uygulamayla Antalya ve yakın çevresindeki üreticilerin desteklenmesi, yerel ürünlerin uluslararası ziyaretçilere tanıtılması ve uzun mesafeli gıda taşımacılığından kaynaklanan karbon emisyonlarının azaltılması amaçlanıyor.
Menülerde helal, vegan, vejetaryen ve glütensiz beslenme seçenekleri de bulunacak.
Yerel ve mevsimsel ürün kullanımı, düşük karbonlu menüler ve gıda israfının en aza indirilmesi organizasyonun temel ilkeleri arasında yer alacak.
Antalya 12 gün boyunca dünyanın iklim gündemine ev sahipliği yapacak
COP31, Türkiye'nin uluslararası iklim diplomasisindeki ev sahipliği deneyimi açısından önemli bir organizasyon olarak öne çıkıyor.
Antalya'da hazırlanan 1 milyon 100 bin metrekarelik alan, dünya liderlerinden bilim insanlarına, sivil toplum kuruluşlarından genç iklim gönüllülerine kadar farklı kesimleri bir araya getirecek.
Bir tarafta ülkelerin iklim politikalarının ve taahhütlerinin tartışılacağı Mavi Bölge, diğer tarafta bu hedeflerin projeler ve uygulamalarla anlatılacağı Yeşil Bölge bulunacak.
Türkiye'nin "Uygulama COP'u" olarak tanımladığı organizasyonda en önemli gündemlerden biri, iklim değişikliğiyle mücadelede alınan kararların ne ölçüde hayata geçirilebileceği olacak.
Antalya'da başlayacak 12 günlük konferans boyunca yalnızca ülkelerin bugünkü çevre politikaları değil, gelecek nesillere bırakılacak dünyanın nasıl şekilleneceği de masaya yatırılacak.