1. İÇERİKLER

  2. EKONOMİ

  3. Yargıtay’dan plajlar için emsal karar: Zorla ücret yok
Yargıtay’dan plajlar için emsal karar: Zorla ücret yok

Yargıtay’dan plajlar için emsal karar: Zorla ücret yok

Yargıtay, kamuya açık kıyı alanından yararlanmak isteyen vatandaşların işletmeler tarafından zorla çıkarılamayacağına hükmetti.

A+A-

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye’nin sahil kentlerinde sık sık gündeme gelen “özel plaj”, “şezlong zorunluluğu” ve “denize girmek için ücret ödeme” tartışmalarına ilişkin dikkat çeken bir yargı kararı çıktı.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kamuya açık bir kıyı alanından yararlanmak isteyen vatandaşların işletme çalışanları tarafından zorla uzaklaştırılmasını hukuka aykırı buldu.

Karar, özellikle halkın kullanımına açık sahillerde vatandaşların denize erişiminin işletmeler tarafından engellenip engellenemeyeceği konusundaki tartışmalar açısından önem taşıyor.

Ancak kararın, işletmelerin sunduğu şezlong, şemsiye veya diğer hizmetlerin hiçbir koşulda ücretlendirilemeyeceği anlamına gelmediği; asıl değerlendirmenin kamuya açık kıyı alanına erişimin ve denize girme hakkının engellenmesi üzerinden yapıldığı görülüyor.

Olay Çeşme Altınkum Plajı’nda yaşandı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na kadar uzanan süreç, İzmir’in Çeşme ilçesindeki Altınkum Plajı’nda yaşanan olayla başladı.

İki çocuğuyla birlikte serinlemek amacıyla halk plajı statüsündeki alana giden bir doktor, havlusunu kuma sererek denize girmek istedi.

Ancak bölgede faaliyet gösteren özel bir işletmenin çalışanı, ailenin yanına gelerek alanı terk etmelerini istedi.

Denize girmek için plaja gelen ailenin yaşadığı bu müdahale, kıyıların kullanım hakkı konusunda yeni bir hukuki sürecin başlamasına neden oldu.

Doktorun jandarmaya şikâyette bulunmasının ardından olay adli makamlara taşındı.

İşletme çalışanı ve yöneticisi hakkında hapis kararı

Yerel mahkeme, vatandaşların kıyıdan yararlanmasını engelleyen işletme çalışanı ile bu yönde talimat verdiği belirtilen işletme yöneticisini suçlu buldu.

Çalışan hakkında “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi.

İşletme yetkilisi ise çalışanı bu yönde yönlendirdiği gerekçesiyle aynı suçun azmettirilmesi kapsamında 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Dosyanın temyiz sürecinin ardından konu Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun önüne geldi.

Yargıtay kararı onadı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yerel mahkemenin verdiği hapis cezalarını hukuka uygun bularak onadı.

Böylece kamuya açık kıyı alanından yararlanmak isteyen vatandaşların, özel işletmeler tarafından zorla alandan çıkarılması veya denize erişiminin engellenmesi konusunda önemli bir hukuki değerlendirme ortaya çıktı.

Kararda, kişilerin kendi istek ve iradeleri doğrultusunda hareket edebilme özgürlüğünün hukuken korunduğuna dikkat çekildi.

Bu kapsamda, bir vatandaşın kamuya açık bir kıyı alanında bulunmasının ve denize girmek istemesinin işletme çalışanlarının keyfi müdahalesiyle engellenemeyeceği yönündeki yaklaşım öne çıktı.

Anayasa ve Kıyı Kanunu hatırlatıldı

Yargıtay’ın değerlendirmesinde Anayasa’nın 43. maddesi ile 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine de dikkat çekildi.

Anayasa uyarınca kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunuyor. Kıyıların toplumun ortak kullanımına açık olması temel ilke olarak kabul edilirken, gerçek veya tüzel kişilerin kamuya açık sahilleri tamamen kapatması ve vatandaşların kıyıdan yararlanmasını engellemesi mümkün değil.

Bu nedenle özel işletmelerin plajlarda sunduğu şezlong, şemsiye, yiyecek-içecek veya benzeri hizmetler ile vatandaşların kıyıya erişim hakkı birbirinden ayrı değerlendiriliyor.

Bir işletmenin ücretli hizmet sunması, kamuya açık kıyı alanına erişimin tamamen engellenmesi anlamına gelemiyor.

“Denize girmek için zorla hizmet satın aldırılamaz”

Kararın yaz aylarında sahillerde yaşanan tartışmalar açısından en dikkat çekici yönü de burada ortaya çıkıyor. Vatandaşların yalnızca denize girmek veya kıyıdan yararlanmak istemesi halinde, işletme tarafından zorla şezlong ya da başka bir hizmet satın almaya mecbur bırakılması hukuki açıdan tartışma konusu olabiliyor.

Yargıtay’ın kararı, kamuya açık kıyı alanlarında vatandaşların özgürce hareket etme ve denize erişim hakkının işletmeler tarafından keyfi biçimde engellenemeyeceğini ortaya koydu.

Öte yandan bu karar, her plajdaki tüm hizmetlerin otomatik olarak ücretsiz olduğu anlamına gelmiyor.

Şezlong, şemsiye, özel hizmet alanları veya işletmenin sunduğu diğer hizmetler için ücret talep edilmesi ile vatandaşın kıyıya ve denize erişiminin engellenmesi farklı hukuki durumlar olarak değerlendiriliyor.

Sahillerde yeni dönem tartışması

Özellikle Antalya, Muğla, İzmir ve turizm merkezlerindeki sahillerde her yaz gündeme gelen ücret tartışmaları, bu kararla birlikte yeniden hukuk gündemine taşındı.

Vatandaşların “Denize girmek için ücret ödemek zorunda mıyım?” sorusuna ilişkin değerlendirmelerde, öncelikle alanın hukuki statüsü ve talep edilen ücretin hangi hizmet karşılığında alındığı önem taşıyor.

Yargıtay’ın emsal niteliğindeki kararı ise kamuya açık kıyı alanından yararlanmak isteyen kişilerin işletmeler tarafından zorla uzaklaştırılamayacağını ortaya koyması bakımından dikkat çekiyor.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararı, sahillerin kamuya açık niteliği ile özel işletmelerin ticari faaliyetleri arasındaki sınırların yeniden tartışılmasına neden oldu.

Kararın, yaz sezonunda plajlarda yaşanan benzer uyuşmazlıklarda önemli bir hukuki referans oluşturması bekleniyor.

İÇERİĞE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.